29 Kasım 2021 Pazartesi
Ana Sayfa Forum Sohbet Hesabınız Haberler Not Defteri İstatistikler İletişim

MENÜ
Kasabamız

 Son Haberler(21/11)

Dislikasabasi.com
Üyelere Özel

 Site Not Defteri

Faydalı Bölümler
Yardımcı Linkler


Gazete Sayfa Linkleri
 TÜRKİYE 'DE ALAMANCI GURBETTE YABANCI
TÜRKİYE 'DE ALAMANCI GURBETTE YABANCI


23 Nisan 1944 yılında bundan 77 sene önce babam ve anamın ilk çocuğu olarak Dişli 'de köy evinde dünyaya gelmişim. Adımı Şerife koymuşlar. Benden sonra Nazmiye, Rabia, Ahmet, Gürsel ve Nuriye adında kardeşlerim oldu. Nuriye kardeşimi at arabası kaza sonucu çiğneyerek ölümüne sebep oldu. Bubam Çanakkale'de at seyisi olarak askerliğini iki sene yapmış. Bubama köyde Ese Çavuş derlerdi. İlkokula eski mektebe Yedi yaşında başladım. Birinci sınıfı Şevki öğretmende, ikinci ve üçüncü sınıfı Ali Osman öğretmende, dört ve beşinci sınıfı Muzaffer öğretmende okuyarak beş senede okulu bitirdim. O zamanlar öğretmene muallim, müdüre başmuallim derlerdi.



KÖY HAYATIM


Sekiz yaşıma girdiğimde bubam evin altına küçük bir bakkal dükkanı açtı. Köyde1952 yıllarında Gadi Omar Emmi, Kör Hacı, Güdük Nori, Contu Emmi ve bubamın bakkal dükkanı vardı. Paşa gilin, Toprak gilin, Goca Mustugun ve Girsevilerin Kel Musa'nin traktörü vardı. Dükkancilar perşembe günü biraraya gelir Paşa gilin motoru tutar ihtiyaçlarını getirirlerdi. Şimdiki gibi toptancılar bakkallar ayağına getirmezlerdi.

Okulu bitirdikten iki sene sonra Köye dikiş nakış kursu açıldı. Bir hafta kadar gittim. Hocanım şalvarla kursa gelmeyin herkes etek giyip gelecek dedi. Benim de eteğim olmadığı için kursa gidemedim. 16 yaşıma bastığımda sekincinin İsmail'i oğlu Çona Memed'e yavuklu oldum. Bir kaç ay sonra yuva kurduk. Aradan iki sene sonra Nur topu gibi Hatice kızımız oldu..Arkasından Yurdagül ve İsmail'i dünyaya geldi.

ALMANYA'YA GİDİŞİM


24 Yaşında 8 yıllık evliyken yoksulluktan dolayı kadın olarak Almanya'ya gitmek için ilk önce ben başvurdum. Erkeklerden Kovboy, Ese Hocanın Musa, Kör Goca'nin Mevlit, Kel Pancar'in Yaşar benden beş altı sene önce gitmişler.

Aslında kocamın gitmesini istiyordum. Erkeklerin işçi alımı durdurulmuş. Almanya'ya gideceğim, fakat gidecek yol param yoktu. Halamın kocası İremenin Marem eniştemden ödünç olarak para istemeye gittim. 750 lira verdi. O zaman cumhuriyet altını 75 lira civarındaydı. "Oradan canın istediği zaman gönder, biz seni gelin ettik. Gocani götüremezsin hakkımı helal etmem" dedi. Verdiği para da cigara kağıdı gibi buruşmuş. Bubam kağıt paraların dört köşesine demir para koyarak ütüledi.

Bubamınan Gündaylarin arabayla Afyon'a iş ve işçi bulma kurumuna gittik. Müdür Sabri Şeker "askerlik şubesinden yoklaması, doktordan sağlık raporu getirin" dedi. 7 aylık oğlum İsmail'i kucağıma aldım, Bolvadin askerlik şubesine gittiğimde askerler nöbet bekliyormuş "yenge biz çocuğu tutalım sen içeri gir ama komutanının çok serttir." dediler. Kapıyı çekine çekine çaldım. Deli binbaşı "atın şunu dışarı" diye askerlere bağırdı. Ben de sinirlendim " Beni burdan atacağı goremeyyon benim kağıdı imzala " diye çıkıştım . Öfkeyle imzalarken kağıdın bir kısmı yırtıldı. Doktordan sağlık raporunu da alarak Afyon işçi bulma kurumuna teslim ettik. Müdür "yarından itibaren İstanbul 'a oradan da Alamanya'ya gidebin" dedi.

İSTANBUL 'A GİDİŞİM


İstanbul'a gitmek için doğru dürüst elbisem bile yoktu. Eskişehir 'de oturan bir akrabam kullanılmış bi elbise verdi, üstüne bi yelek bulamadım. Bubamınan İstanbul'a gittik. ucuz diye Karakoy'de Trabzon oteline gittiğimizde otelde yer olmadığı için üç gün kapıcının yanında kartonun üzerinde yattık. Paramız yeterli olmadığı için biraz ekmek, cingil üzüm döküntüleri ve domates alıp yiyorduk. Üç günde evrakları konsolosluğa teslim ettik . 4 gün süre verdiler Almanya'da et fabrikasına gideceksin ama domuz eti yer misin? Diye sordular. ben de korkumdan Alamanya'ya göndermezler diye yerim dedim. Hoppala diye şaşkınlıklarini ifade ettiler. Almsnya'ya göndermesini diye söyledim. dedim. örgü yelek satan bir satıcıdan yelek aldım.

KÖYLÜNÜN TEPKİSİ


İstanbul'dan bubamınan Köye döndüğümuzdöndüğümüzde ganyam oğlanı görüp gidiyon diye bana küstü, "giiit git gocani tam çalgılar evercen" diye sitem etti. "Ben de; "Memed'i sana görsem ever" dedim. Köylüler de beni dışlamaya başladı. Garı gavura mı giderimiş bi yiğit avradını besleyemez mı? Diye köyde dedi kodu ediyorlardı. O zamanlar evlerde terkos suyu yoktu.elime destileri aldım çeşmeye giderken çay başında Nazlı araya rastladım Ellerini birbirine vurarak " nasıl anan buban varımış seni gavura nası gönderiyorlar şaşıyorum diye fırça attı. Emme bi kaç sene sona Zeke'de Almanya'ya gitti. Cami önünde akrabalar bizi uğurlarken rahmetli Sağır Süllü emmi; " Köye daş yağar, bundan sona yağmış da yağmaz diye söylendi.

ALMANYA 'YA GİDİŞİM


Bubam ben ve güçcük gardesim Gürsel İstanbul 'a birlikte gittik. Sirkeci garında beni uğurlanıyor. Trene bindiğimde ben gibi Anadolu'nun değişik yörelerinden Alamanya'ya giden 11 kadın vardı. Üç günde Münih'e vardık. Orada dağıtım yaptılar. Bilefet şehrine gönderdiler, orada indik Gar'ın önünde beklerken fabrikanın şefi gız gardeşiyle arabadan indi. Bubamın askerden getirdiği tahta bavulu bagaja koydu.

ALMANYA HAYATIM


Çalışacağım yere gittim. Şefin kız kardeşi kalacağım yerde aygazın nasıl açılıp kapanacağını, sıcak ve soğuk su musluklarıni gösterdi. Çünkü o zaman köyde ayazın bilmezdik. Bavulu açtık içinde birer kilo bulgur, düğü, soğan, şeker, badilcan ve biber gurusunu görünce üzülerek çok yoksul bir aile diyerek beni bakkala götürdü. İhtiyaçlarımı aliverdi. O gün sabaha kadar ağlayarak yakınlarıma 11 tane mektup yazdım. Şefin kız kardeşi mektuplarımı postaneye aliverdi.

Ertesi gün Şef hanımı ve 1,5 yaşındaki Mario adında bir çocuğuyla geldiğinde köyde bırakmak zorunda kaldığım çocuklarım aklıma geldi. Tansiyonum yükseldi, burnum kanadı, bayılmışım. Gözlerimi açtığımda kendimi Halle şehrindeki bir hastanede buldum. Hastanede yatarken daha önce Almanya'ya gelen köylülerin Kerten Gadir, Kör Goca'nin Mevlit ve Hatip Ahmet amca ziyaretime geldiler. Bana manto, eşeklik ve başörtüsü almışlar. "Biz sana kardeşin olarak sahip çıkarız"

Hastaneden çıktıktan sonra et fabrikasında çalışmaya başladım. Fabrikada tavuk eti. koyun eti ve domuz eti vardı. Bunlardan sucuk yapıyorduk. İşe başlamadan şef kullanacağımız araç gereçlerin Almanca adlarını öğretti. Fabrikada çocuklarımın, eşimin ve yakınlarımın hasretine dayanamadığım için her gün ağlardım.

Durumumu gören firmanın şefi Türk konsolosluğundan tercüman istedi. Tercüman Şeref Bey " Nasıl cesaretle buralara geldin" diye şaşkınlığını gizleyemez. Ben de: "Yoksulluk, fakirlik canıma tak dedi Allah'ıma sığındım geldim." Dedim. Bana moral verdi alışacaksın dedi.

EŞİM MEHMED'E ISTEK YAPTIM


Elime ayda 400 mark para geçiyordu. Bu paranın bir kısmını köye gönderiyor, kalanıyla ihtiyaçlarımı alıyordum. 4 ay sonra eşim Memed'e istek yaptım. Köyde postacı mustuluk olarak Memet 'den horoz istemiş. Kocam da bi tane horoz vermiş. Memet evrakları tamamladıktan 7 ay sonra Alamanya'ya geldi. Bir şirkette inşaatta çalışmaya başladı. Bir sene sonra uçağa binip İstanbul'a, ondan arabayla köye geldiğimde anam evin önünde yün çarpıyormus, beni aniden görünce ağlayarak bana sarıldı. Gaynam istemeyerek dilinin ucuyla " hoş geldin" dedi. Yavrularım İsmail'i, Hatice ve Yurdagül sarıldım. İsmail çok güccük olduğu için beni bilemedi. Çocuklarım ilkokulu Dişli'de bitirdi.

Çocuklarımı 4 sene sonra Almanya'ya götürebilir. Oğlum Vatan'ı köye izine vardığımda doğurdum. Bülent Hocanın annesi rahmetli Ümmü ebe doğum yaptırdı. 24 yıl çalıştıktan sonra kocamla doğduğumuz topraklara dönüş yaptık.

Memed'im çok cömertti, yigitti ancak sigara ve kahveyi çok içiyordu, suyu az içiyordu. Almanya'ya giderek ameliyat oldu. Öğrendik ki kanser olmuş. 2007 yılında 62 yaşında beni bırakıp ahiret alemine göçtü. Çocuklarım İsmail ve Vatan Almanya 'da çalışıyor. Hatice temelli döndüm, Yurdagül kızım köyde hayvancılık yapmak için yakında köyümüze dönecek.

Avrupa'da yaşayan, çocuklarıma, gelirlerine, torunlarıma, güzel köyümün güzel insanlarına selam olsun...



Son Güncelleme :  16/05/2021 Saat 19:33:50 Bu Haber  2016 Kez Okundu



Kasabamızdan bildiriyor
 
Mustafa OKUMUŞ

mustafaokumus2@hotmail.com

Sitemizde 1841 adet haberi bulunmaktadır.




Yazdırılabilir Sayfa   

Sitemizde yayınlanan haberlerin ve fotoğrafların kullanım hakkı www.dislikasabasi.com 'a aittir. Herhangi bir şekilde haber içeriği ve fotoğrafları izin alınmaksınız kullanılamaz..

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun


Yorum Bölümünden bundan sonra Yorum yapan üyemize ait bilgiler ve avatar resmi görülebilecektir. Avatar resminizi sitemizde yer alan resimlerden seçebileceğiniz gibi farklı bir resim ile değiştirmek istiyorsanız ; özel mesaj bölümünden admine mesaj göndererek veya üyelikte yer alan email adresinden webmaster@dislikasabasi.com email adresine resmin internet adresini veya resmi gönderebilirsiniz.

     
 Yorumlayan : Abdil TEKEŞ      Tarih : 01/06/2021 11:45:10
   

30/10/2005
Mesaj Bilgisi
1784

Fanatik Üye
 
Rabbim sağlık, sıhhat, afiyet ve uzun ömürler versin inşallah. O günün şartları ile günümüz şartlarına karşılaştırarak halimize şükredelim.

     
     
 Yorumlayan : Salih EROĞLU      Tarih : 20/05/2021 15:17:39
   
TINAZTEPE BELEDİYESİ
11/03/2013
Mesaj Bilgisi
1459

Fanatik Üye
 
TAKDİRE ŞAYAN HAYAT HİKAYESİ, HAYATA KÜSMÜŞLERİN DİKLİ ŞEKİLDE OKUYUP, NASIL YAŞAM MÜCADELESİ VERİLDİĞİNİ ÖĞRENMELERİ İÇİN ÖRNEK YAŞAM HİKAYESİ.

     
     
 Yorumlayan : Mustafa UYAR      Tarih : 18/05/2021 10:54:28
   
Dişli Atatürk Ortaokulu Müdürü
12/11/2007
Mesaj Bilgisi
407

Fanatik Üye
 
Şerifa ablamıza Allahdan sağlıklı uzun ömürler dilerim. Azim ve mücadele dolu bir yaşamı var. kadın olmasına rağmen örnek bir hayat mücadelesi vermiş ve pekçok insana örnek olmuştur..... Ben inanıyorum ki O dönemlerde pekçok ablamız ve anamız benzer sıkıntıları ve çileleri çekmiştir. günümüzün rehavete dalmış insanların dikkatli olarak anlamaları gereken bir hayat hikayesi... Bu ortamda paylaşılmasıda çok yararlı olmuştur...

     

Habere Yapılmış Toplam 3 Yorum Bulunmakta